Alevilik Ali’yi Sevmekse, Ben Alevi Değilim

           Alevi dostlar (canlar da desem yakışır) “Alevilik Ali’yi sevmekse ben de Aleviyim” sözünü haklı olarak tenkit ediyorlar. Aleviliğin ne olduğunu bir cümleye indirgemek ve buradan da “Alevi diye bir şey yok aslında”ya giden çıkarsamaya yol açmak kabul edilemez bir yaklaşım. Bu retoriğin sahipleri her ne kadar siz-biz ayrımını bertaraf etmek gayesini güdüyor da olsalar iyi niyet doğrunun önüne geçmemelidir.

 

           Başlığa aldığım yargı ise bambaşka bir cephenin dilinin altında saklı.

           Hükümetin, bu toprakların kadim bir  “yara”sına olanca sağlıklı bir perspektifle açılım girişimi vesilesiyle yeniden arz-ı endam eden derin bir sarsıntıdan söz ediyorum. Cumhuriyet adlı mevkutenin cömertçe sayfalarını açtığı bu cephe, Aleviliğin Hz. Ali ile ilişkilendirilmesinden şiddetle rahatsız. Onların arzusu “Alisiz bir Alevilik”. Bu yüzden “Alevilik Ali’yi sevmekse,  ben alevi değilim” yargısını itiraf etmeseler de temel felsefeleri bundan başka bir şey değil.

 

            Ömründe bir gün bile bir dedenin huzurunda diz kırıp da cem tutmamış ama anılarında bol bol orak çekiç alegorileri uçuşan bu arkadaşlardan bu toplumun huzuruna değgin bir adımcık beklemek de maalesef beyhude bir beklenti olmaya mahkum.

 

            Alevilik kırkbir çeşit, bu doğru. Ama Aleviliği köhnemiş ideolojilere maşa yapmaya çalışanların dışında “kırkbirin kırkbiri de ehl-i beyt sevdalıları kervanının farklı duraklardaki katılımcıları. Alevilikten Ali’yi, “ehlibeyt”i, “dede”yi, “cem”i çıkarırsan geriye bir soy bağı kalır. E bu ad, sana rant sağlıyorsa içini doldurmaya çalışırsın: Alevilik “alev”den gelir de, yok ilericiliktir de, Alevilikte tanrı var da yok da denemez de vs. vs. bir ton temelsiz,  uyduruk aforizma.

 

            Bismi şah, Allah Allah,

Ya Allah, Ya Muhammed, Ya Ali….

           

            4 Kapı 40 Makam…

           

            Dostlar, Canlar,

 

            Biz, Alevi olmayanlar; sizi tanımak istiyoruz. Sizinle hemhal olmak, yoldaş olmak istiyoruz. Sokakta, pazarda arkadaşız dostuz ama iş inanca, ibadete gelindiğinde sizin biraz mahcup, biraz kaçamak kalmanızı istemiyoruz. Mevlevilerin “şeb-i arus”unu izlediğimiz heyecanla cem izlemek istiyoruz, yapılacak dualara amin demek istiyoruz. Ya Hak,Ya Pir, Ya Sırrı Murteza derken gözleri parlayan dedelerin aşkını hissetmek istiyorum. Mızraba “Ali sevilmez mi hey dost, deli misin sen?” diye vuran deyişleri  “türkübar” tadından uzak hissetmek istiyorum.

 

            Muharrem mâteminiz kabul olsun.

 

            Türk Milleti, her meşrebiyle huzuru, felâhı hak etmiştir, edecektir.

 

Not: Dostlardan kaç gündür neredesin? sorusunu beklemedim desem yalan olur. Şükür kavuşturana.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır
  1. Yazan: incelikburda | Tarih: 24/1/2008
    Konu: Alevilik
    aleviliğin kökeni normalde Hz. Ali ve Hz.Muaviye döneminde çıkmıştır Alevi denince Ali yanlısı akla gelir ama günümüzde o kadar kolay değil sizinde söylediğiniz gibi. ayrıca gerçek Alevi kardeşlerimizin arkasına saklanmış ateistler de var. Onlar kendilerini belli ediyor zaten amaçları bölücülük her yerde aykırı davranışları ortaya çıkar bunların. Zaten tarihimize baktığımızda Yeniçeri ocağının özellikler Bektaşi müridi oldukları görülmektedir. Keşke Bütün aleviler gerçek Alevi olsa..

    Bağlantı »

Yorum yaz!