FAZIL SANA GÜLE GÜLE! HINCALLA FATİH'İ DE UNUTMA MÜMKÜNSE
Fazıl Say’ın piyanonun üzerine gömülüp parmaklarını tuşlarda çılgınca gezdirirken suratının allak bullak oluşunu sanatsal vecdine bağlıyor “sanatına saygısı”na saygı duyuyorum. Milletine saygısızlığını ise zihninin allak bullak oluşuna bağlıyor kınıyorum.
Frankfurter Allgemeine vb. üzerinden Türk Milletine laf yetiştirmek bizim kasıntıların bir hastalığı. Kasılan, kaşınan basıyor beyanatı. İktidara şunlar geldi, bunlar geldi diyerek dolaylı yönden milletin değerlerine dil uzatıyorlar.
Ben, Richard Cleyderman yerine Fazıl Say dinlemeyi gurur sayarım.
Hatta rezil bir filmle ödül aldı diye Fatih Akın’ı bile “yönetmen” yerine koyarım.
Ama benim ve benim gibi düşünenlerin sağduyusu yetmiyor. Arkadaşlardan biri (Fazıl) "terki diyar ederim" diye tehdit (!) ediyor, diğeri (Fatih) “nüfustan beni silin” diyor; bir diğeri ise (Hıncal) “ben de giderdim ama yaşım tutmuyor” diyor.
Adam gibi yerinde oturduğu sürece kimse kimseye git diyemez ama “gitmek için” sabırları zorlayan bu zevata benim yüreğimden geçen “cehenneme kadar yolunuz var”’dan başkası değil.
Fazıl gelsin, piano çalsın; Fatih, film çeksin; Hıncal, spor geyiği yapsın.
Ama iki de bir “şahsi varlıkları üzerinden” pazarlık yapmaları, olmayan bir kıymet kesbetmeye çalışmaları sinir bozucu, tiksindirici bir saldırı.
Mesele şu, bu değil.
Mesele Türk olmanın ağırlığı.
Türk olmayanlar, olamayanlar kaşınıyorlar o kadar.
Geçen gün bir magazin röportajı okudum, aktarayım:
Yaprak Dökümü’nün “Necla”sı Fahriye Evcen’e soruluyor:
‘Alman mıyım yoksa Türk müyüm?’ diye sorguladın mı hiç?
Kültür meleziyim, oradaki gençlerin hepsi öyle… Türküm ya da Alman’ım diye net bir cevap veremem. 40 sene orada yaşayıp, hâlâ köyde gibi yaşayan, çocuklarına örnek olamayan Türkler var. Benim Almanlar’la aram çok iyi.
Bir Fransız sana menşeini sorsa ne cevap verirsin?
Tek bir cümle söyleyemem. Türküm deyip bitmiyor. Ama hep var; Almanya’da doğdum, büyüdüm, yaşıyorum gibi. İkisinin arasında sıkışıp kalmışız, bu yüzden kültür meleziyiz. Kendini istersen oraya ait hisset ya da buraya…
Adı geçen magazin aktörü kızımız ne güzel ifade etmiş “kültür meleziyim, Türküm diyemiyorum” diyor.
Bu kızcağızın hiçbir günahı yok. Yaşadığını olduğu gibi aktarmış.
Fazıl, Fatih ve Hıncal, işte bunlar soyları, genleri, ırkları her ne olursa olsun Türk olmayanlar, olamayanlardır.
“Ulusumuz” diye uyduruk, hayali bir küme aidiyeti iddiasıyla kimliksizliklerini gizleyen bu arkadaşlar Türk Milletinden olmamaklığın verdi sancıyla bugün şu bahaneyle yarın o bahaneyle firar etmenin yollarını hep arayacaklardır.
Yazgı işte, burada doğmuşlar, ana babaları Türkçe konuşmuş ama Türk Milli Kültürünü kabullenememişler, içselleştirememişler. Kapıcı, odacı, temizlikçi olarak Türk görmeye itirazları yok, ama Türk'ü yönetici, mebus, bakan vs. görünce "burası bizim memleket değil" diye feryad figan ediyorlar.
“Aman yapma Fazıl! Fatih, Hıncal gözünüzü seveyim yapmayın, kalın burda; isterseniz sizin için özel yasal statü oluşturalım; bunlar ayrıcalıklı, üstün haklara sahip falan diyelim”
deeermişim.
Yok canım sende.
Fazıl sana güle güle.
Selam söyle Avrupa’ya. O, bizi tanır.

0 yorum yazılmıştır