İlhan Selçuk Cami Duvarına Def-i Hacette Bulunmak İstidadını Niç
Biz Türkler, müslümanız elhamdülillah.
Bin yıldır; bizi yoktan Yaratan Kadir-i Mutlak’ın varlığını ve tekliğini akletmişliğimizi, Yaratanın Mektubu’nu kabullenmişliğimizi, yaratılmışların içerisinde tüm zaman ve mekanların En Seçkin Elçisi’nin sevgisini kavramışlığımızı yaşıyor, taşa toprağa da işliyoruz.
Yaratan’ın Mektubu’nun gereğini her dem yeniden kavramaya çalışıyoruz. Buna fıkıh diyoruz, ictihad diyoruz, hukuk diyoruz…
19. yy. tüm dünya gibi bizim de bazı kavramlarımız, eşyalarımız yenilendi. Bu yenilik illaki bir takım kafa karışıklıkları üretti.
Namık Kemal, Tevfik Fikret, Abdülhamit, Mehmet Akif, Said Nursi, Mustafa Kemal, Ziya Gökalp vd. hep bu kafa karışıklığını aşmak üzere kafa yordular.
İçlerinden biri Atatürk oldu; Türk Milleti’ni derleyip toparlamak, ona yeni kavramlar ve eşyalarla yeni ufuklar kazandırmak Mustafa Kemal’e nasip oldu.
Mustafa Kemal Atatürk’ü saydığım diğer isimleri ve daha nicelerini yok saymanın bahanesi olarak görmek isteyenler Kemalizm adlı bir din inşa etmeye yeltendiler hepsi bu. Şimdilerde ulusalcılık adlı bir oyuncakla avunmaya çalışan bu zevat, milletimizin kafası az basan, haşarı, kibirli, suiistimalci bir gürûhu. Bunların son tahlilde milletimizi var kılmak arzuları olmadığını iddia etmek - özellikle İ.Selçuk gibiler için- haksızlık etmek olur. Hani ailenin uçuk kaçık ama babanın gözdesi imajını bir şekilde kesbetmiş mirasyedi oğulları olur. Baba mirasını bunlara teslim etseniz iki günde ortada elegelir bir varlık bırakmazlar. Kemalistler de o hesap.
İ.Selçuk amcamız (dedemiz) hırçınlığını, huysuz ihtiyarlığını son raddeye getirmiş. Kend,i uydurmaları olan Kemalizm dinini asimetrik bir aynaya tutup İslam üzerinden yeni bir kafa bulanıklığı oluşturmanın yollarını deniyor.
Amca biz bunları geçtik.
Biz Kuran’a küll halinde iman ediyoruz. Biz Allah’a teslim olduk.
Mustafa Kemal’i de tıpkı Mehmet Akif gibi, Said Nursi gibi, İsmet İnönü gibi, Fevzi Çakmak gibi, Kazım Karabekir gibi bu toprakların bir mahsülü olarak görüyoruz.
Atatürk, küllerinde boğulmak istenen bir milleti yeniden ayağa kaldırmak için bir formül buldu (hatta şöyle demek daha doğru: bulunmuş bir formülü geliştirdi) bunun adına da “cumhuriyet” “milli devlet” “muasır medeniyete ulaşma” “demokrasi” dedi. Mehmet Akif’e de İstiklal Marşını yazmak, Elmalılı Muhammed Hamdi’ye “Hak Dini Kuran Dili”ni yazmak düştü.
Şimdi sizin keyfiniz için Atatürk’ü “dogmalar dikte eden ideolog” olmak görmek bizim ne haddimiz ne de hakkımız.
Atatürk Atatürk’tür, Kuran Kuran’dır, Mehmet Akif Mehmet Akif’dir…
Siz istiyorsunuz ki, Kuran’ı üstü çizilecek bir kitap olarak görelim, Atatürk’ü tanrı yapalım.
Yok böyle bir şey. O ağzınızda döndürdüğünüz “türbancılık, karıya dayak, bilmem ne” hepsi sizin aforizmanız. Sizin vehminiz.
Sizin gibi din yobazları yok mu? Onlar da var. Hamdolsun toplumumuz rengarenk. Elinde Kuran, Atatürk büstlerine saldıran Don Kişotlar da var, elinde Atatürk resmi ile Kuran’a küfreden Robespierreler de.
Biz Türküz, müslümanız elhamdülillah.
Hadi başka camiye….

0 yorum yazılmıştır